Kendimize şefkatli olmak kulağa oldukça kolay gelebilir. Ancak uygulamaya geldiğimizde çoğumuz bunun düşündüğümüz kadar kolay olmadığını fark ederiz. İnsan olarak hepimizin kendimizden beklentileri var. İyi para kazanmak, başarılı olmak, sağlıklı beslenmek, iyi bir eş, iyi bir dost olmak… Belki de en büyük beklentimiz mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmek. Bunların hepsi son derece insani arzular; ancak bazen bu arzular, ulaşılması gereken hedeflere dönüştüğünde içinde bulunduğumuz anın değerini kaçırabiliyoruz. "Neden mutlu olamıyorum?", "Neden bu kadar stresliyim?" diye kendimize yüklenirken, yaşadığımız zorluklara bir de öz eleştiri ekliyoruz. Böylece stres, kendi kendini besleyen bir döngüye dönüşüyor.
Ve tam da zorlandığımız anlarda, kendimize karşı oldukça acımasız davranabiliyoruz. Bir örnek üzerinden ilerleyelim: çok istediğiniz ve gerçekten emek verdiğiniz bir iş için reddedildiğinizi düşünün. Böyle bir anda aklınıza ilk gelen düşünceler neler olurdu?
"Başarısızım." "Hiçbir şeyi beceremiyorum." "Ne kadar aptalım, o kadar çalıştım yine de olmadı."
Buna karşılık, aynı durumu çok yakın bir arkadaşınız yaşasaydı büyük ihtimalle ona şöyle söylerdiniz:
"Elinden geleni yaptın." "Bu seni tanımlamaz." "Belki de senin için daha uygun bir fırsat çıkacak."
Peki neden aynı anlayışı kendimize göstermek bu kadar zor geliyor? İşte bu noktada öz-şefkat becerimiz devreye giriyor. Yine içinde bir "beceri" geçtiği için bak onu da beceremiyorum düşüncesine kapılabilirsiniz… Ama aslında bunun bir beceri olması üzülünecek bir şeyden ziyade umut verici bir durum; bu bir beceri, bunla doğmasak bile kendimizi sevme yani öz-şefkat becerimizi bilinçli pratiklerle öğrenebilir ve geliştirebiliriz. Yapımız gereği kendimizi başkalarıyla kıyaslamaya meyilliyiz; başkalarının başarılarını, mutlu ve huzurlu yaşamlarını gördükçe kendimize karşı daha da sertleşebiliyoruz. Oysa her birimiz, dışarıdan ne kadar farklı görünsek de hissettiklerimizle düşündüğümüzden çok daha benzeriz. Hiçbir insan yoktur ki hayatınca acıyı tatmasın, mutsuz olmasın, hiç stresi hissetmesin. Bu duygular, insan olmanın ortak paydasıdır; öz-şefkat yolunda ilk adımlardan biri, hissettiklerinizde tek başınıza olmadığınızı fark etmektir.
Öz-şefkat konusunda çalışma süreciniz çok hızlı ve her zaman çok kolay bir süreç olmayabilir. Sonuçta değişim doğası gereği beraberinde zorlanmayı getirir; hiçbir değişim zorlanmadan gerçekleşmez ve bazen en güzel şeyler öncesinde büyük bir zorlanma ve sabır gerektirir. Yol boyunca karşılaşacağınız zorlanmalar öz-şefkati pratik etmeniz konusunda çok faydalı olacaktır. Hayatımızda stresin azalmasını, huzurumuzun artmasını ve mutlu olmayı bekliyorsak, önce şunu hatırlayabiliriz: ancak kendimizi değiştirme suretiyle dünyayı değiştirebiliriz.
Aşağıdaki uygulamayı deneyebilirsin:
Rahat edeceğiniz bir pozisyona geçin, oturabilir veya uzanabilirsiniz. İlk birkaç saniye sadece dikkatinizi nefesinize getirin. Hazır hissettiğinizde dikkatinizi yakın zamanda yaşadığınız orta derece stresli ve zorlayıcı bir durumu hatırlamaya davet ediyorum. Bu durumun bedeninizdeki etkilerini ve beliren "bunu istemiyorum" dirençlerini sadece fark edin. Bu deneyimle savaşmadan, hiçbir şeyi değiştirmeden, nezaketle anda kalmayı deneyin. Zorluğun içinde rahat kalıp "şu an bu var, bunu hissedebiliyorum" diyerek bedeni, kalbi ve zihni fark edin. Eğer sizi iyi hissettirecekse, bir elinizi kalbinizin üzerine yerleştirip sıcaklığını hissedin. Bedeninizdeki o gergin bölgeye nefesinizle birlikte nazik bir dikkat gönderin; kendinizi şefkatli bir farkındalıkla sarmalayın. Çözüm aramayı bırakıp, şu an sadece burada zorlanmakta olan kendinizle bağ kurun. Burada biraz kalın, zorlandığınız ve o zorlanmayla gelen düşüncelerle olduğu gibi "tamam" diyerek. Ve bu kısa meditasyonun sonuna gelirken, dikkatinizi tekrardan nefese getiriyoruz. Hazır olduğunuzda, gözlerinizi açabilirsiniz.
Şimdiki ana dönmeyi, deneyimine yer açmayı ve stresle yeni bir ilişki kurmayı öğreten farkındalık temelli bir alan.